Reyhanlı Devlet Hastanesinin yeni binasına taşınmasından bu yana boş duran eski binanın hali vatandaşları endişelendiriyor. Şimdiden çöp birikmeye başlayan binada çevrede yaşayan vatandaşlar binanın âtıl duruma gelerek tinerci yuvası olmasından korkuyorlar.
Yeni binasına göre daha merkezi bir konumda bulunan eski binada Hastaneye bağlı Diş Kliniği açılması ve İlçe Sağlık Grup Başkanlığı'nın buraya taşınması gibi projeler dillendirilse de şimdiye kadar herhangi bir girişim gözlemlenmedi. Bugün çoğu kurumun bina bulmakta zorlandığı bir ortamda konumu itibariyle iyi bir yerde bulunan binanın acil olarak proje geliştirilerek değerlendirilmesi gerekmektedir.
Eğer ki Diş Polikliniği ve Sağlık Grup Başkanlığı'nın binaya taşınması ihtimali zayıfsa diğer projeler devreye sokulmalıdır. Örneğin Binası bulunmayan Sağlık Meslek Lisesi ile birlikte bu mahalde bulunmayan yeni bir Sağlık Ocağının açılması düşünülebilir.
Böylece maddi değerce büyük olan bir kayıp gerçekleşmemiş olur.
Bir yılda on iki ay on iki ayda bir aydır ramazan.Bir sultanın tahta çıkması gibi azametli,beklenen gözlenen özlenen bir şahsiyetin vaktin en sonunda sahnede arzı endam etmesi gibi mehabbetli ,boğulmakta olan ruhun nefes alması gibi keyifli,toprak altında kış boyunca bunalmış tohumların baharda gün ışığına kavuşması gibi müjdeli, bir annenin evladını bağrına basması gibi şefkatli,bir ustanın eserinde takip ettiği gaye gibi hikmetli,bir aydır ramazan.Aç kalmanın gaflet doymanın marifet olduğu bir ay.
Ramazan orucu islamın şartlarından biri, binler hikmetleri, faideleri havi bir ibadettir.. Bu ibadeti Cenabı Allah kendine tahsis etmiştir Cenabı Allah şöyle buyurur”(Âdemoğlunun her işlediği hayırlı amel kendisi içindir yalnız oruç müstesna. Çünkü oruç benim için tutulur. Onun ancak mükâfatını ben veririm.” Bu hadisi şeriften anlaşılıyor ki ramazan orucu insanı doyuracak mükâfatları havi bir ibadettir.
Bu ibadet zahiren aç kalmak görünse de hakikatte doymak için yapılan bir ibadettir. Doymak aslında eksik kalan kısımların tamamlanması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Bazen mide doyar bazen göz bazen ruh. işte ramazanda insan hakiki doyma fiilinin tamamını gerçekleşti- receği bir zamana girer. Bu zaman içeride öyle doyum halleri yaşar ki başka zamanlarda bu halllerin yaşanması belki de mümkün değil. Öyle haller alır ki ömür boyu ramazan olmasını arzu edenler çıkar.
İşte ramazanın orucu en güzel kıvamda yaratılan, mahlûkat içindeki en mümtaz varlık olan insana önce sahibini malikini ve rabbini bildirerek onun kalbini doyurur. İnsanı anne karnında, halden hale getirirken gösterdiği rububiyetini (idare tedbir terbiye etme hakikatini) dünyaya gelmesi ile zemin yüzünü bir nimet sofrası şeklinde hazırlaması rahmaniyet ve rahimiyetini ifade ediyor. İşte insan kendini şefkatle terbiye eden rahmetle besleyen rabbine karşı aldığı terbiyenin bir ifadesi olan ramazan orucunu tutarak, akşama yakın sofranın başında yemek ve suya uzatılmayan el ile gösterilen bu ibadetten hasıl olan iman kalbini doyurur,iftarla birlikte yediği nimette nimeti vereni düşünerek midesinden önce kalbinin doymasına vesile olur.
Ramazan orucu insanın insanlığını doyurur.Önce sahip olduklarının kıymetini öğretir sonrada sahip olamayan hemcinslerinin vaziyetlerini hissettirip insanın insanlığını doyurarak ona tarifi mümkün olmayan bir haz verir.Evet sofralarımızda burun kıvırarak baktığımız kuru ekmekler, yemek istemeyip döktüğümüz eski yemeklerdeki lezzetleri insan ancak açlık vasıtasıyla anlar, sahip olamayan insanların hallerini açlık vaziyeti ile hissetmeye başlar.İşte oruç o hor bakılan nimetleri ,en makbul nimetler makamına çıkarır,sahip olup ta farkına varamadığı nimetlere şükür etmenin hazzını hissettirir kalbinin içine merhametin parıltılarını damlatır, damladıkça doymaya ,doydukça doyurmaya başlar.
Ramazan orucu insanın meleki vaziyetini doyurarak hayvaniyetten çıkarıp kalp ve ruhun derece-i hayatına çıkarır.yeme içme gibi hayvani melekelerimizi aç bırakırken yeme ve içme ile ilgilenmeyen melekler gibi meleki vaziyetimizi doyurur.Bu vaziyetimizle Kuranın bu aydaki nüzulüne hazırlanmış olan kalp ruhumuz doyduğu nispette Kuranı çeşitli mertebelerde dinlemeye başlar.Evvela Efendimizin(ASM) bize verdiği dersi dinler gibi, sonra Cebrail (AS) dan dinler gibi ve nihayet kelamı ezelinin sahibi olan mütekellimi ezeli olan Cenabı Haktan dinler gibi bir vaziyeti ulviyede bulunur.Böyle ulvi bir vaziyetle doyan kalp ve ruh bu iltifat ile ve bu muhatap olmanın verdiği hazla elbette yeme içme gibi nefsin süfli isteklerine karşı ubudiyet vaziyetini tercih edecek melekiyet mertebelerini inkişaf ettirecektir.
Ramazan orucu ahirete ait sermayeyi birden bine çıkaran bununla belki de amel defterimizi doyuran ve dolduran bereketli bir pazardır. Hiçbir şirket bire mükabil otuz bin veremez ama bu aydaki oruçta idrak edilen kadir gecesi seksen senelik bir ömrü kazandıracak kıymet alabilir her Kuran harfinin sevabı otuzbine kadar çıkabilir.Böyle bir şirketin hissedarı olabilmek ramazanın orucunu layıkı ile tutmak ile olabilir.Yani her aza ve hasseyi kendine has ibadet ile meşgul ederek oruç tutmaktır.Böyle bir oruç ile insan maneviyat şirketinin hissedarı olur,amel defteri hayırlarla dolar.Saadeti ebediyenin anahtarını eline alır dünyada cennet bahçelerinde gezer ebedi nimetle doymanın mesruriyeti içinde dilinden şu mısralar dökülür “Tut bizi ey ramazan ve bizi sensiz bırakma"